Allah Diyen Martı

30 Ağustos 2008 Cumartesi

(Konu sadece bir martı hakkında iken laf lafı açtı; tarikatlarda üstünde durulan latifelerden de bahsedince bu sefer o latifeler hakkında ek bilgi verme gereği duydum.)

Yeni değil, eskiden beri dikkatimi çeker: Martılar uçarken bazen “All-lah – Al-lah” der gibi sesler çıkarırlar. Belki de bana öyle geliyor.
Bu sabah ise göğsümde şiddetli bir elektrik etkisi gibi bir etki gibi müthiş bir şey oldu.

Bir martının Allah demesi o kadar gerçekçiydi o kadar etkiliydi ki göğsümde titreme gibi tuhaf ve de şiddetli bir etki yaptı.
Yanında Allah denildiği zaman cezbeye kapılan insanları duymuşumdur. Bir tanesini de bizzat gördüm. Bende çok küçük bir benzeri ilk defa gerçekleşti. Eğer cezbe böyle bir şeyse engel olmak imkânsız. Çok da tuhaf bir şey. Keşke tarif edebilseydim.

Tarikatlarda bahsedilen göğüsteki beş latifenin ilginç bir bir kuvveti var. Eskiden ben zikir yaparken bunlar her defasında değişik yöne fena halde çalışırdı. Ama bunlar cezbe değildi.
Bu sabahki etki ise bambaşka bir şeydi. Sanki Allaha kavuşmak için çırpınıp duruyor. Sanki beni de alıp gidecek.
Neyse ki çevremde o martı kadar içten Allah diyen yok! Olsaydı iyi mi olurdu? Bilemem. Ezan okuyanların Allahu Ekber demelerinde hiçbir gerçekçilik sezemiyorum. Gafletleri seslerinde de var.

Laf açılmışken göğüs letaiflerinden bahsedeyim. Letaif kelimesi Arapçadan geliyor. Latifeler demektir; burada insanın soyut yönleri veya manevi cihazları gibi anlamlarda kullanılmıştır.

Kalp, ruh, sır, hafi, ahfa adlarında beş adet latife bulunur. Birincisi kalp latifesi sol memenin alt tarafındadır. Beşincisi ahfa ise göğsün tam ortasındadır. Bunların terbiye edilmeleri var. Derslerini iyi yapan kişilerde ilkin kalp latifesi çalışır ve de devamlı “Allah” der durur. Bunu kişi kendi içinden gayet net duyar. Başka kimse duymaz.

Farklı bir latife de iki kaşın arasında bulunan Nefs-i Natıkadır. Ben eskiden zikir yaparken bu latife bir atardamar gibi çok kuvvetlice çalışırdı sonra dururdu. Genelde zikir esnasında olurdu. Bazı maneviyatı kuvveti insanların yanında da çalıştığına şahit olmuşumdur.

Kalp latifesi merkez üssü gibidir. Sonra ruh latifesi var, sonra sır latifesi var. Hafi ise sırrın daha sır olanıdır. Daha soyut da diyebiliriz. Ahfa ise gizlinin en gizlisidir; en soyut olanıdır.

Dediğim gibi bunların terbiye edilmesi var. Esas yurtlarına seyri (ulaşmak için yola çıkmaları) vardır. Daha çok şey var.

Bu çalışmalar bir bakıma müslümanın metafizik çalışmalarıdır. İbadet değildir. Başlamak için her şeyden önce kişinin yaşantısının tam bir müslümanca yaşantı olması gerekiyor. Hem ilim, hem ibadet, hem fazilet konusunda insan islamı anlamış ve hakkıyla yaşıyor olacak. Bu kişi tarikat dersi almaya hak kazanır.

Günümüzde tarikat dersi almak için ne yazık ki çok şart gözetilmiyor. Ben aldım da ne oldu? Yüzüme gözüme bulaştırdım. Devam edemedim. Eski yüzyıllarda da başarılı olmanın kolay olduğunu sanmıyorum.

Şimdi bakalım latifeler hakkında Bediüzzaman Said Nursi ne demiş:
(Bu konudaki sözleri ağır bir Osmanlıca ile olduğundan dolayı tercüme olarak yazıyorum)

Aziz, sıddık, meraklı kardeşim Re’fet Bey;
Mektubunda on latifeyi soruyorsun. Şimdi tarikat dersi vermek gerekmiyor..
Nakşîbendi tarikati araştırmacı derin âlimlerinin 10 latifeye dair eserleri var.
Şimdilik vazifemiz Kur’an esaslarının ortaya çıkarılmasıdır, mevcut meseleleri nakil değildir. Gücenme tafsilat veremiyorum. Yalnız bu kadar derim ki:
On latifeyi İmam-ı Rabbani (R.A.) kalb, ruh, sır, hafî, ehfâ, insanda dört unsurun her bir unsurundan o unsura münasip bir insanî latife tâbir ederek, seyr-i sülûkda her mertebede bir lâtifenin yükselmeleri ve hallerinden kısaca bahsetmiş.

(E. Ali - Yanlış anlamadıysam 10 latife denmekle kastedilen şunlardır: Kalp, ruh, sır, hafi, ahfa, nefs-i natıka, hava, su, ateş, toprak.)

Ben kendimce görüyorum ki insanın bütün mahiyetinde ve yaşamsal yetilerinde çok letaif var, onlardan 10 tanesi ünlenmiş. Hatta düşünürler ve zahir âlimleri dahi o 10 latifenin pencereleri veya nümuneleri olan beş zahir duyu, beş batın duyu diye, 10 latifeyi başka bir surette esas tutmuşlar.

Hatta avam ve havas arasında bilinen insanın on latifesi, tarikat ehlinin on latifesiyle münasebettardır.

Meselâ: Vicdan, asab, his, akıl, heva, şehevi kuvvetler, öfkeyle ilgili kuvvetler gibi latifeleri kalb, ruh ve sırra ilâve edilse on latifeyi başka bir surette gösterir. Daha bu latifelerden başka sâika (sevkedip götüren his), şaika (şevk verici) ve hiss-i kable’l vuku (önsezi) gibi çok latifeler var. Bu meseleye dair gerçekler yazılsa çok uzun olur, vaktim de kısa olduğundan kısa kesmeye mecbur oldum.

Konuyu orijinal Osmanlıcasından okumak isteyenlere kaynak:
Risale-i Nur kitaplarından Lem’alar – 16. Lem’anın son iki sayfasındadır.

Said nursi hazretleri bu gibi ve diğer bazı konularda “zamanı geldiği zaman ehilleri ortaya çıkacak” demiştir. Demek ki bir süreliğine İslami hizmetlerde iman esasları ve Kuran hükümlerinin anlaşılmasından ibaret bir hizmet öngörmüş. O halde o hizmet devamlı aynı şekilde devam etmeyecektir; zamanla çok gelişmeler olması gerekiyor.

“Allah Diyen Martı” için 3 Yorum

  1. fuadyusufoglu diyor ki:

    Sen onu hisetmişsin . Ne mutlu sana… Ama bizim gibi fakirler daha zikir nedir anlayamamıştır…
    Üstad hazretleri(k.s.)ın ruhani murşidi Ahmed Faruk-i Serhendi (k.s.) Hazretleri’dir
    Onun için dir ki Üstad hazretleri ÜVEYSİDİR.. Bu da Tarikatta yüksek bir makam anlamına gelir…
    Allah (c.c.) bizleri ıslah eylesin..Amin..
    Sevgilerimle…

  2. akif diyor ki:

    ya birşey soracam kardeşler ben tarikat dersi aldım ama yapamam diye çok korkuyorum daha yeni çıktı hoca vermedi dersi daha hocadanda korkuyorum ne yapmam lazım yapabilirmiyim acaba

  3. E. Ali diyor ki:

    Korkuyorum demekle eğer saygı ve sevgiyi kastediyorsanız o zaman çekinmeyin gidin her şeyi en açık bir dille anlatın.
    Siz eğer o şeyhin size dünyada en yakın insan olduğuna inanmıyorsanız ona mürit olamazsınız.
    Bu sorunuz üzerine tarikat hakkında uzun bir yazı yazdım. isterseniz okuyabilirsiniz. önce en alttaki özet kısmı okuyun. sonra istediğiniz kısmıları karışık okuyabilirsiniz.
    Buraya tıklayın:
    http://tasavvuf.alivesitesi.com/tarikat/

Yorum Yapın