Rabıta-i Mevt
Google videolarında bulduğum ilginç bir kısa film aşağıda. Önce biraz bilgi vereyim: Film arapça olup Türkçe altyazılıdır. Konusu Rabıta-i Mevt değildir.
Peki bu yazımın başlığı niçin öyle?
Çünkü filmde göreceğiniz gibi, Rabıta-i Mevt’te hayal edilmesi gerekenler etkili bir şekilde canlandırılmış. Gerçekten ibretli bir film. İzlemenizi tavsiye ederim. Filmdeki genç rüya görüyor.
Rabita-i Mevt nedir ve nasıl yapılır: Ciddi bir konsantrasyon haline girerek “öldüğünüzü ve o andan itibaren olacak şeyleri” hayal etmenizdir. Arasıra yapılmasında büyük fayda var. Öldüğünüzü, yakınlarınızın ağladığını, sonra cenaze işlerine başladıklarını, cesedinizin defnedilmeden önce yıkandığını, kefenlendiğini, sonra tabutla camiye götürüldüğünü, cenaze namazınızın kılındığını, sonra kazılmış kabir çukuruna götürüldüğünüzü, kabre yerleştirildiğinizi, sağ tarafınıza yatırıldığınızı, üstünüze tahtaların dizilerek boyunuza göre, tabuta benzer bir üçgen alanda kapalı kaldığınızı, sonra insanların üstünüze toprak attıklarını filan düşünürsünüz. Daha ayrıntılı canlandırma için filmi izleyin.
Rabita-i mevt ciddi olarak yapılırsa insanın aklını başına getirir. Düşünürsünüz; “Ben ölmüşüm. Artık hiç bir hatamı telafi edemeyeceğim.” Ne büyük bir vicdan azabı içindesiniz! ve de “Hiçbir günahım için tövbe etme hakkım kalmadı!” diye çok büyük bir vicdan azabına girersiniz. Bu rabıtaya ciddi konsantre olursanız gerçekten öldüğünüzü ve de geri dönüş olmadığını sanırsınız. Şiddetli mi şiddetli bir vicdan azabı sizi kaplamıştır. Tarifi imkânsız. Sonra kendinize geldiğinizde hâlâ hayatta olduğunuza dair şükür üstüne şükredersiniz. Yenilenmişsinizdir. Aklınız başınıza gelmiştir. Artık her adımınızda çok daha dikkatli olursunuz. Vaktinizin, sağlığınızın, imkânlarınızın değerini daha iyi bilerek dininize sarılırsınız.
Etiketler: ölüm rabıtası, rabita-i mevt
08 Eylül 2008, 12:56 tarihinde.
Evet etkileyici ama bu hâli kişinin kendisi yaşamalı ki, o pişmanlığa erebilsin. Çünkü gerçekte çevremizde sürekli ibret alacağımız hadiseler olmakta ama biz bir türlü heran ölebiliriz haline bürünemiyor ve sürekli günahlar işliyoruz. İşin vahim tarafı, işlediğimiz günahlardan da okadar pişman olamıyoruz. İnşaallah gerçek ölümümüzü yaşamadan bunun farkına varırız.
09 Eylül 2008, 01:58 tarihinde.
tesekkür ederim etkileyici bir video idi..düşününce, hayattta deger verdigimiz seyler aslında ne kadar da boş ne kadar da anlamsız…Allah razı olsun kardeşim, hayırlı ramazanlar dilerim.
09 Eylül 2008, 22:01 tarihinde.
Zaten …En büyük ibret ölümdür..
Onun için tasavvuf ehli olan Allah(c.c.) sevgili kulları her zaman ölümü hatırlamışlardır.
Hata bir sevgili kul Evinin içinde bir mezar kazmış ve kendi kendine;
-” işte sen öldün ve senni mezara koydular senin bütün amelin kesildi ve sen ne kadar keşke beni bir sefer daha dünyaya getirseler de ben daima taat ve ibadet le meşgül olacaktım.. ”
Sonra tekrar mezarından kalkar ve :
-”İşte sana fırsat verildi ve tekrar dünyaya geldin haydı bu zamanı çok değerlendir.” diye her akşam aynı manzarayı göz önüne getirip mezarından kalkar ve;
-” işte sana son fırsat haydı değerlendir.” derdi.
Allah (c.c.) bizleri ve sizleri kendi engin rahmetiyle afv-u mağfiret eylesin.Amin..
Sevgilrimle…
14 Eylül 2008, 15:19 tarihinde.
Ölüm sonrasına ilişkin oldukça sınırlayıcı ve sığ bir tasavvur…Bana, öyle siyahlar giyinmiş bir meleğin gelip bize o tür sözler etmesi inanılması güç geliyor… Ben daha çok, kişinin kendini sorguya çekeceğini ve kendi kendini yargılayacağını düşünüyor/zannediyorum… Orasının sistemi de bunu sağlamaya yönelik olacaktır…
“Orda ne düşünürseniz anında gerçekleşecektir” gibi bir hadis hatırlıyorum… Yani düşüncelerimiz anında şekil bulacak çünkü oranın fiziksel yapısı buna müsaade edecek… Bu da, konu ile ilişkilendirecek olursam, şu anlama geliyor: ölüm sonrasına ilişkin bu videodakine benzer fikirler içinde olan kişiler, sadece orda düşüncelerin anında şekil bulması nedeni ile bu görüntüleri yaşayacaktır (gerçekle alakası olmasa bile) Ve bilmem ne kadar sürecek bir zaman diliminde olmayan imajlar içinde olmayan şeyleri gerçekmiş gibi yaşayacak ve boş yere acı/sıkıntı çekecek…
15 Eylül 2008, 04:00 tarihinde.
Sığ değil. En asılsız hikayelerde bile kıyıdan köşeden bir gerçek payı bulunur.
Ahiret hakkında insanın ezeli bilgisi vardır. Bu bilgi ruhani olduğu için madde dünyasında insana pek görünmez. Maddi hayata fena bağlanan insanda daha da geri planda kalır. İnsan ateist bile olabilir. Ama her an değişebilir. Hiçbir şey kesin değil.
İnsan ölüm anında, yani Azrail melek veya onun bir elçisi canını fani bedenden ayırmaya geldiğinde insan o ahiret bilgisini hatırlar.
Bu hatırlamadan dolayı, ve de kişinin ömrü boyunca yaptığı hayır veya şerlerden dolayı Azrailin ona görünmesi değişik şekillerde olur.
Kimine genç, kimine yaşlı.. kimine dost, kimine düşman.. kimine şefkatli, kimine canavar gibi.
Bu değişik görünümler aslında kişinin amellerinin aynasıdır.
16 Eylül 2008, 06:00 tarihinde.
İnsanlar genelde ölümün kendisinden korkmaktalar. Halbuki ölümden değil, ölümden sonrasından korkmak lazım. Ölüm anı yani insanın canını teslim etmesi tabi ki kolay olmayacak ama Cennet’i hak edebilecek miyiz? Yoksa azap mı göreceğiz? Henüz hayattayken bunları düşünmeliyiz.
Ölüm anındaki kişinin sıkıntı içinde olması veya huzur içinde gibi görünmesi bizleri yanıltıyor. Ölen kişinin yaşadıklarını biz hiçbir zaman bilemeyeceğiz.
22 Eylül 2008, 01:27 tarihinde.
Bu yaziyi okuyan din kardesim. sizden acil yardima ihtiyacim var. tasavvufla ilgilendiginiz icin bana yardim edebileceginizi dusunerek yaziyorum. ben elimden geldigi kadar ibadetlerini yapmaya calisan, islamiyeti kuran ve sunnet uzre ogrenip yasamayi kedime prensip edinmis aciz br kulum. ama yillardir kurtulamadigim bir sıkıntım var. benim sezgilerim cok guclu ve bazi yonerimde geliskin. ve bir akrabam iyi niyetle benm hakkimda akraba ve cevrede konusmus. simdiyse bu insanlar bana zarar veriyorlar bende kimseye ispatlayamiyorum. direkt bilincaltimi hedef aliyorlar ve bana yaptirmak istedikleri seyleri bu sekilde yaptirmaya calisiyorlar yaptiramasalar bile rahatsiz ederek yapmak istediklerimin veya bana gelmesi gereken seylerin onune geciyorlar. zikir egli oldugum icin bilincim acik ve onlarin yaptiklarini goruyor duyuyor ve hissedebiliyorum. okudugum dualar sayesinde rabbim beni koruyor ama daha fazla tek basima basa cikamiyorum. bu insalari durduramiyorum. daha fazla zarar gormek istemiyorum. bu konular cok hassas ve ispatlamasi zor oldugu icinde kimseye soyleyemiyorum soyleyip yardim istemeyi denedim bir ama bana farkli gozle baktilar. bende sustum. yapanlar cok piskin ve etkilerini kaybetmemek ici periodik araliklarla yaptiklarini surduruyorlar. icimdeki ses bana size yazarsam yardim edebileceginizi soyledi. Allah rizasi icin yardim edin cok skintidayim. eger ilgilenirseniz ve istediginiz detay olursa daha acik seyler yazabilirim.
22 Eylül 2008, 13:22 tarihinde.
Hepimiz Allahın aciz ve fakir kullarıyız. Allah dilemedikçe izin vermedikçe kimse kimseye bir şey yapamaz, hiçbir şey meydana gelemez.
Bunları düşünün içiniz rahat etsin.
Her tavsiye girişimi bir telkin girişimidir, elbette bilinçaltımızı hedeflemektedir. İnsanlar bilse de bilmese de böyledir.
İnsanların telkinlerinden kurtulmak için Felak ve Nas surelerini sık okuyun. Her namazınızda okuyun.
Şeriatin sizi ilgilendiren kısımlarına hayatınızda ciddi olarak yer vermelisiniz. Bunun şakası yok.
Şeriati yaşamakta ne kadar titiz davranırsanız insan ve cin şeytanlar sizi o hayat tarzından çıkarmak için elbette her yolu deneyecektir.
Zikirleri az yapın, kurallar içinde yapın. Bilinçli yapın. Namazları tam vaktinde tadili erkân üzere kılın vakti geciktirmeyin.
En büyük bir feyiz kaynağı da Ehl-i Beyt sevgisidir. Bu konuda araştırma yapın. Eksiklerinizi kapatın.
Allahın salih kulları ile dostluk geliştirin onlarla sık görüşün.
Bütün bunları yerine getirdiğiniz sürece endişeniz olmasın.
29 Eylül 2008, 19:56 tarihinde.
Resulullah aleyhis selatu ve selam buyuruyor ki;
-“Kim bayram günü üçyüz kerre, Subhanallah-i ve bihamdihi deyip sevabını müslümanların ölülerine hediye ederse, her kabre bin nur girer. Kendisi öldüğünde ise onun kabrine bin nur indirir.
Allah-u Teâlâ hazretleri (c.c.) bizlerin ve sizlerin orucunu makbul ve kabul eylesin. Amin.
Bayramınız kutlu olsun.
Sevgilerimle…
Fuad Yusufoğlu..
30 Eylül 2008, 17:46 tarihinde.
Bu yazınızı henüz okumadım.
“Bayramınız mübarek olsun!”
demek istedim.
30 Eylül 2008, 18:03 tarihinde.
Senin de bayramın mübarek olsun.
Teşekkür ederim.
07 Ekim 2008, 02:28 tarihinde.
gerçekten etkileyici bi video…(rabıta için evinde küçük bi çukur kazdırıp oraya her gün belirli saat girip kalan,sonra da Allah’tan onu dünyaya göndermesi için af dileyip o çukurdan çıkan birinin hikayesini duymuştum, çünkü biz öldükten sonra Allah a bizi yeniden dünyaya göndermesi için yalvarıcakmışız hatta söz vericekmişiz,hikayesini duyduğum insan da bundan kaynaklanan bi durum yaşamışş.)—>paylaşmak istedim
07 Ekim 2008, 02:40 tarihinde.
Paylaştığınız için teşekkür ederim.
O kişi bu dünyayı terk ettikten sonra başına gelecekleri düşünerek henüz dünyada iken hazırlanmanın çok iyi bir yolunu bulmuş.
İnşallah işe yaramıştır.
Bunu biliyordum bu yazıyı yazarken aklımdaydı. Yazmaya üşendim. Şimdi sizin yazmanız iyi oldu. Tekrar teşekkürler.
15 Ekim 2008, 16:31 tarihinde.
ben eğer bu konuda bişey biliyosanız sormak istediğim bi soru var. rabıta yapmak için illa ki bi büyükten(din işlerinde ehil)birinden onay yada artık ders mi deniyor bilemiyorum, onay mı almak lazım? insan kendi kendine bi ibadet olarak yapamaz mı? ben teşekkür ederim, inanın çoook etkilendim video dan.paylaşımlarınızın devamını bekliyorum.aeo
15 Ekim 2008, 17:00 tarihinde.
Şule kardeşim ölümü anmak, ölmek üzerine düşünmek, kabir ziyaretleri yapmak peygamber efendimizin bize tavsiyesidir. Bunun için onay gerekmez.
Tarikat dersi ayrı bir şeydir. Bazı tarikat derslerinin içinde ölüm rabıtası da vardır. Ama orada vardır diye ölüm rabıtası izinsiz yapılamaz diye bir şey kimse söyleyemez.
Tarikat dersleri için izin lazım kabul edilmek lazım. O başkadır. Rabıtai mevt veya Türkçesiyle ölüm rabıtasını her isteyen yapabilir.
İbadet değildir. Belki dolaylı yollardan ibadet sayılabilir. Hani derler ya “çalışmak da ibadettir”.. o açıdan bakarsak yaptığımız her hayırlı uğraşı ibadet gibidir.
Diğer yere yazdığın tavsiye güzel. Teşekkürler. Okuyanlara faydası olur inşallah.